Saturday, July 25, 2026

YUNAN ADASI MACERASI -1


Kos uçağı kalkışa hazır Copyright©2026 All rights reserved

ENTERESAN BİR KOS MACERASI
Sabahın erken saatlerinde Yunanistan Kos adasına gidecek TUI uçağına bindiğimde etrafıma göz gezdirdim. Yaklaşık iki yüz yolcu kapasiteli B737 MAX uçağındaki yolcuların büyük çoğunluğunu İskandinavyalı aileler oluşturuyordu.

THY veya Pegasus Hava Yollarının Avrupa şehirlerinden Türkiye'ye düzenlediği uçuşlarda görmeye alıştığımız, yolcuların çoğunluğunu oluşturan ve İstanbul aktarmasıyla Bağdat, Erbil, Beyrut ya da Tebriz gibi Orta Doğu şehirlerine devam eden transit yolcular bu uçuşta yoktu. Bu tamamen turistik amaçlı düzenlenen bir charter uçuşuydu.

MELTEM YELİ ESİNTİSİ
Kalkıştan yaklaşık üç saat sonra uçağımız Ege Denizinde Çeşme'nin hemen karşısındaki Sakız adası üzerinde alçalmaya başladı. Samos yani Sisam Adası'nın üzerinden geçerken sol tarafımızda sırasıyla Kuşadası ve Bodrum kıyıları görünüyordu. Öğle saatlerinde Dodekanes adaları adıyla anılan Oniki Adadan biri olan Kos Adası'na indik. Hava sıcaktı, ancak Ege'nin meşhur Meltem yeli ferahlatıcı bir serinlik getiriyordu.

Kos havalimanı Copyright©2026 All rights reserved

KOS HAVALİMANI
Küçük adanın havaalanında Ryanair, EasyJet, Eurowings ve TUI'ye ait, Avrupalı turistleri taşıyan uçaklar peş peşe dizilmişti. Schengen Bölgesi'nde pasaport kontrolü olmadığı için terminalden yalnızca on dakika içinde çıkabildim.

 Kos havalimanında otobüs durağı Copyright©2026 All rights reserved

Havaalanındaki otobüslerin önünde sigara içen şoförlere şehir merkezine giden otobüsün nereden kalktığını sordum. Onların tarif ettiği gibi yaklaşık yüz metre ilerideki Polis Karakolunun yanındaki durağa yürüdüm. Tarifeye göre ilk otobüs saat 14.25'te kalkacaktı. 

 

Kos havalimanı otobüs saatleri Copyright©2026 All rights reserved
 

Otobüsü beklerken bir polis aracı durağa yanaştı. Araçtan, görünüşüyle komiseri andıran orta yaşlı, rütbeli bir polis memuru ile üç genç polis indi ve bana doğru geldiler. Genç kadın polis kibarca: "Passport control" dedi.

POLİS KARAKOLUNDA SORGU
Otobüs durağında pasaport kontrolü yapılmasına şaşırıp kaldım. Pasaportumu genç kadın polise uzattım. Yaşlı polis ise yolun karşı tarafındaki polis karakolunu eliyle işaret etti.

Oraya doğru yürürken aklıma bunun ilk kez başıma gelmediği geldi. Birkaç yıl önce de Samos yani Sisam Adası'nda yolda polis kontrolüne rastgelmiştim. Kendi kendime, "Acaba bende polisleri kendine çeken görünmez bir mıknatıs mı var?" diye düşünmeden edemedim.

 
Samos adası hatırası 2024 Copyright©2024 All rights reserved
 

Yine de bu polis kontrolünün de Samos'daki gibi mutlu sonla biteceğini umuyordum. Seyahatimle ilgili bilgi verir: biraz sohbet eder ve dostça ayrılırız. Kısacası karakoldan herhangi bir suçlama ya da ceza almadan çıkardım!

Neyse ki bu kez de tam olarak öyle oldu.

Polisler Yunanistan'a seyahat amacımı sordular ve pasaportumu dikkatle incelediler. Genç kadın polis bilgileri bilgisayara kaydetti. Ardından kendi aralarında bir süre yunanca konuştular. Sonra o rütbeli polis bana dönerek İngilizce şöyle dedi:

POLİS OKULU ÖĞRETMENİ KOMİSER
Ben polis okulunda öğretmenlik yapan komiserim. Yanımdaki gençler ise yeni mezun polis memurları. Bugün uygulamalı eğitim günümüzdü. Sizi otobüs durağında görünce şüpheli kişi olmadığınız halde eğitimin bir parçası olarak ayrıntılı bir kimlik kontrolü yapmaya karar verdik. 

 
Yeni mezun genç polisler ile Kos hatırası Copyright©2026 All rights reserved
 

Gülümseyerek sözlerine devam etti: Size verdiğimiz zahmet için özür dilerim. Bunu telafi etmek adına size bir fincan ellinikó kafé, yani sade Yunan kahvesi ikram etmek istiyorum.

MİTSOTAKİS HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUN?
Birkaç dakika önce polis karakoluna hafif bir endişeyle girmiştim. Şimdi ise aynı polislerle kahve masasında oturuyordum. Kahvelerimizi içerken komiser bana sordu: Başbakanımız Mitsotakis hakkında ne düşünüyorsunuz?

 
Yunanistan başbakanı Mitsotakis (Foto Yunan Başbakanlık resmi sitesi) 

Komiser efendinin sorusuna gülümseyerek cevap verdim: Komşu, politika (yunanca) veya siyaset (arapça) ile ilgilenmiyorum ve o arkadaşı da pek tanımıyorum. İstersen futbol, voleybol; pırpır Cessna, Airbus veya Boeing uçakları ile ilgili konuşabiliriz! Yunan komiser kahkahayla güldü, seni anlıyorum dedi. Onun ne anladığını ben anlamadım, ama sustum.

YUNANLILARIN DOSTLUĞUNA ŞAŞIRDIM
Gençlik yıllarımda Helsinki'de Evangelos ve Yorgo adlarında Yunan arkadaşlarımla birbirimize saygılı dostça bir arkadaşlığımız olmuştu. 2026 yılında Yunanlıların bana dostça davranması dikkatimi çekti, hatta biraz şaşırdım! 

Bunun nedeni, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yüz yıllık döneminde Yunan bağımsızlık savaşı sırasında Yunan silahlı güçleri ve milliyetçi çetelerin Mora, Makedonya ve Girit'te yaşayan binlerce Türk sivile karşı ciddi şiddet olaylarına neden olduğunu ve bu dönemde çok sayıda Türk sivilin hayatını kaybettiğini anlatan tarafsız tarihî kaynakları okumuş olmamdı.

KARAMANLI, KAPADOKYALI
Kos'daki genç polislerin yüz hatlarına bakarken aklımdan bir düşünce geçti: Acaba ailelerinde, Osmanlı yönetiminin yaklaşık dört yüz yıl süren hâkimiyeti sona erdikten sonra Yunanistan'da kalıp zamanla Helenleşen insanların torunları var mıydı? Ya da belki de ataları, 1923 nüfus mübadelesi sırasında Anadolu'dan Yunanistan'a göç eden, ana dili Türkçe olan Karamanlılar veya Kapadokyalılardı.

KOMŞU – ARKADAŞ
Polis karakolundan ayrılmadan önce görevli polislere iki önemli Türkçe kelime öğrettim: "Komşu" ve "Arkadaş." Vedalaşırken telefon numaramı da verdim ve gülümseyerek şöyle dedim:

BİR FİNCAN KAHVE
Bizde bir söz vardır: "Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır." Bu söz, birlikte içilen bir fincan kahvenin uzun yıllar sürecek dostluklara vesile olabileceğini anlatır. Günün birinde Bodrum'a yolunuz düşerse mutlaka haber verin. Size Yunan Gyros (döner) kebabından daha lezzetli hakiki Türk kebabı ikram ederim üstüne de Türk kahvesi içeriz!

Komiser ricamı kırmadı ve terminal girişinde benimle genç polislerin hatıra resmini çekti.

 
Şoför İlyas efendi, Kos Copyright©2026 All rights reserved
 

PLATANİ KÖYÜ
Polis karakolundan çıkar çıkmaz otobüs durağına doğru koştum ve son anda Kos şehrine giden otobüse yetiştim. Yaklaşık 26 kilometrelik yolculuk yarım saatten biraz fazla sürdü. Şehir merkezine yaklaşınca, iki binden fazla Yunanistan Türkünün yaşadığı Platani Köyü'nün yanından geçtik.

TÜRKİYE–YUNANİSTAN NÜFUS MÜBADELESİ
Platani'de yaşayanların ataları, 1923-1930 yılları arasında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen din esaslı zorunlu nüfus mübadelesi sırasında evlerini terkedip Anadolu'ya göçmeyi kabul etmemişler ve doğup büyüdükleri topraklarda kalmayı tercih etmişlerdi. Bugün onların torunları, yaklaşık 35 bin nüfuslu Kos Adası'nda ortodoks Yunanlıların yanında azınlık olarak yaşıyor ve adanın çok kültürlü tarihinin ayrılmaz bir parçası olarak kendi kültürel miraslarını yaşatmaya devam ediyorlar.

Kos kentinin hemen dışında bulunan şirin Platani (Çınar) Köyü, asırlık çınar ağaçlarının gölgesindeki geleneksel restoranları ve tavernalarıyla tanınıyor. Sessiz ve huzurlu bir öğleden sonra ya da akşam gezisi için adanın en güzel duraklarından biri.

KOS ADASI TARİHÇESİ
Osmanlının İstanköy adını verdiği Kos adasının renkli bir tarihçesi var. Ada Antik çağda Yunan adasıydı. Tıp ilminin kurucusu sayılan Hipokrat burada doğmuştur. M.Ö. 366'da kurulan Kos kasabası Roma ve ardından Bizans İmparatorluğunun yönetimine girdi. Haçlılar devrinde 1315'se Saint John Şövalyeleri adayı ele geçirdi.

      Kos şehir merkezi, Copyright©2026 All rights reserved

OSMANLI DÖNEMİ 1523-1912
Kos 1523'te Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı egemenliğine geçti. Ada barış yoluyla alındığı için Ortodoks halk yerinde bırakılmış, fethin ardından bir miktar Türk nüfus adaya yerleştirilmiştir. Osmanlı Dönemi'nde birkaç cami, mescit, hamam ve çeşmeler inşa edilmiştir

1933 DEPREMİ, 2.DÜNYA SAVAŞI
Yaklaşık 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldıktan sonra 1912'de İtalya Kos'un da içinde bulunduğu Oniki adayı işgal etti. İtalyanlar 1933’teki deprem sonrası adanın altyapısını geliştirdi ve eski şehirden arkeolojik bir park oluşturuldu II. Dünya Savaşı sonrasında ada, İngilizlere ve 1947’de Yunanistan’a devredildi.

KOS ADASI'NDA GEZİLECEK YERLER
Kos Adası'nın en önemli tarihi ve turistik noktalarının büyük bölümü şehir merkezinde veya hemen yakınında yer alıyor. Bu nedenle eski şehirden yürüyerek rahatlıkla gezilebiliyor.

            Defterdar Camii, Kos 2026 Copyright©2026 All rights reserved
 

DEFTERDAR İBRAHİM PAŞA CAMİİ
Otobüs terminalinin bulunduğu meydandan aşağıya, limana doğru doğru yürüdüğümde karşıma kubbeli, kısa minareli ve tipik Osmanlı mimarisini yansıtan zarif bir cami çıktı. Yaklaşık üç yüz yıl önce Defterdar İbrahim Paşa tarafından yaptırılan bu tarihi cami özenle restore edilmişti. Caminin yanındaki hediyelik eşya dükkânının önünde duran adama şöyle dedim:

Caminin restorasyon planı, Kos Copyright©2026 All rights reserved
 
FİNANSMAN BRÜKSEL'DEN
Güzel olmuş komşu! Tarihi Osmanlı camisini gerçekten çok iyi restore etmişsiniz. Dükkân sahipleri Yorgo ve Eleni gülümseyerek cevap verdiler: Evet. Depremlerde minaresi yıkılan ve hasar gören caminin hem dışı hem de içi baştan sona kapsamlı bir şekilde yenilendi. Restorasyon tam dokuz yıl sürdü ama sonuç buna değdi, öyle değil mi? Projenin finansmanı Avrupa Birliği tarafından, Brüksel'den sağlandı.
 
Hediyelik eşya dükkan sahipleri Yorgo ve Eleni, Kos, Copyright©2026 All rights reserved
 

Onların bu sözlerini duyunca kendi kendime düşündüm: "Eğer Avrupa Birliği maddi destek vermeseydi, acaba Yunanistan bu restorasyonu kendi bütçesiyle gerçekleştirir miydi?"

AYA (AGİA) PARASKEVİ KİLİSESİ
Eski şehrin kalbinde, Defterdar Camii ile Antik Agora'nın yakınında yükselen Azize Paraskevi Kilisesi, mavi ve beyaz renkleriyle Ege'nin mimari dokusuna kusursuz biçimde uyum sağlıyor. Kilise, Yunan Ortodoks geleneğinin en sevilen kadın azizlerinden biri olan Azize Paraskevi'ye adanmıştır.                                  

 
Aya Paraskevi, Kos 2026 (Foto Alptheking)

Rivayete göre, Azize Paraskivi M.S. 2. yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde Romalılar tarafından şehit edilmiş, hatırası ise yüzyıllardır Yunan Ortodoks dünyasında yaşamaya devam etmiştir. Kilisenin içinde göz alıcı ikonalar, zarif süslemeler ve loş ışık, huzur hissi veriyor. Dışarıda yaz güneşi kavururken içeride serinlik ve sessizlik hâkim.

Gazi Hasan Paşa Camii (Foto bizevdeyokuz.com)

GAZİ HASAN PAŞA CAMİİ - OSMANLI MİRASI
Yunanistan Türklerinin yaşadığı Platani-Çınar köyünde yılında Amiral (Kaptanı-ı Derya) Hasan Paşa tarafından 1776 yılında yaptırılan cami, mimari bir ustalık örneğidir ve adada 400 yıllık Osmanlı dönemini anımsatan önemli bir eserdir. 1933 depreminde ağır hasar alınca o dönemde adayı elinde tutan İtalyanlar tarafından onarılmıştı. 2017 Ege Denizi depreminde daha da hasar gördü ve yeni bir restorasyon planı yapılarak yenilenmektedir.  Türklerin yaşadığı Platani köyündeki Gazi Hasan Paşa Camii ise ibadete açıktır.

ANTİK AGORA
Şehir merkezindeki Defterdar caminin hemen yakınında, antik Agoranın kalıntıları uzanır. Antik Yunanda Agora pazar yeri, insanların buluşma alanı, hukuki işlemlerin ve dini törenlerin yapıldığı meydan olarak kullanılırdı.

Bu arkeolojik alan, M.Ö. 4. yüzyıla (M.Ö. 300'lü yıllara) dayanmaktadır. Günümüzde kalıntılar halinde olsa da, antik dönemde bu bölge Kos Adası'nın ticari ve sosyal merkezi olarak hizmet vermiştir. Agoranın kalıntıları, özellikle Antik Çağ tarihiyle ilgilenenler için önem taşır.

NERATZİA KALESİ
Limanın hemen yanında yükselen Şövalyeler adası olarak anılan Neratzia Kalesi, Kos'un en dikkat çekici yapılarından biridir.
Saint Jean Şövalyeleri tarafından 1380–1514 yılları arasında inşa edilen kale, şövalyelerin yaklaşık iki yüzyıl boyunca adaya hâkim olduğu dönemin en önemli eserlerinden biridir. Kalın surları, görkemli kuleleri ve kaleye ulaşan taş köprüsü, ziyaretçileri adanın Orta Çağ tarihine götürür.

Tıbbın kurucusu Hipokrat'ın altında ders verdiği Çınar ağacı (Foto bizevdeyokuz.com)

HİPOKRAT AĞACI
Kalenin arkasında yer alan Hipokrat Ağacı ise Kos'un en sembolik noktalarından biridir. Rivayete göre tıp biliminin kurucularından kabul edilen Hipokrat (Hipokrates) tıbbiye öğrencilerine derslerini bu ağacın gölgesinde vermiştir. Günümüzde görülen yaklaşık 500 yıllık çınar, elbette o dönemdeki orijinal ağaç değildir; ancak ilk ağacın soyundan geldiğine inanılmaktadır.


Marmari, Platani, Kos, Bodrum, Turgutreis Google maps ekran resmi 2026
 

Kos şehir merkezi dışında 3-4 günlük gezilecek görülecek yerler bulunmaktadır. Adada otobüs seferleri olmasına karşın araç kiralayarak bir günde birkaç yer gezilebilir. Gençlere de hafif motosiklet skooter önerebilirim.

  • Tigaki, uzun ve ince kumlu plajıyla tanınır. Bölgede ayrıca geleneksel bir Türk Hamamı da bulunmaktadır.
  • Kefalos ve güney kıyıları, berrak suları ve plajlarıyla meşhurdur. Popüler Paradise Beach de buraya yakındır.
  • Gün batımı manzarasıyla ünlü Zia köyü, 846 m rakımlı adanın en yüksek dağı Dikaios'un yamaçlarında yer alır.
  • Tarih meraklılarına dünyanın ilk hastanesi olarak kabul edilen antik şifa merkezi ve tapınak alanı Asklepieion'dur. Kalıntılar, Kos şehir merkezinden dört kilometre uzaklıkta, servi ağaçlarıyla çevrili bir konumda yer alır.
  • Şehir merkezinde, iyi korunmuş bir Roma villası olan Casa Romana ve zamanında tiyatro ile müzik gösterilerine ev sahipliği yapan Roma Odeonu görülmeye değer yerlerdir.
  • Kos'tan Leros ve Kalymnos gibi komşu adalara veya Türkiye tarafındaki tatil beldesi Bodrum'a yarım saat süren feribot yolculuğuyla günlük geziler yapılabilir.

Bu gezide Kos'un tüm turistik yerlerini görmeye zaman yetmedi. Bir sonraki ziyaretimde birkaç gün kalıp adayı sakin bir şekilde gezmeyi planlıyorum. 

Copyright©2026 Tüm hakları saklıdır.

Kos gezi yazısı devam edecek – 2. bölüm yakında!

 
 
 
 

 

 

 

 

 

Saturday, December 20, 2025

ÇORAKLIKTAN VEHBİ AMCA


ÇORAKLIKTAN KOMŞUMUZ VEHBİ AMCA

Çocukluğumda bize hep gülümseyen Vehbi Amca’yı ve oğlu Rahmi Bey’i, Keçiören Çiftasfalt üzerindeki Çoraklık Mahallesi’nde, Gedikoğlu Konağı olarak da bilinen iki katlı bağ evlerine girip çıkarken görürdüm.

1960’larda, ben on yaşımdayken bir gün rahmetli babam Hakkı Bey ile Rüzgarlı Sokak’taki, dünya şampiyonu ünlü güreşçi Gazanfer Bilge’nin firmasından İstanbul’a yatar koltuklu otobüs bileti aldıktan sonra Çankırı Caddesi’ne çıktık. Oradan Antepli Hacı Baba’nın baklavacısına giderken, babam bana Ulus Sineması’nın ilerisinde, Atatürk Heykeli’nin ve Sümerbank’ın karşısındaki 13 numaralı Koç Han’da yer alan Koç Ticaret, Ford ve Burla Biraderler ofislerini göstererek: “Bizim mahalledeki Vehbi Bey’in kurduğu firmalar bunlar” demişti.

Ben Çizmeci İlkokulu’ndayken sarışın afacan Mustafa doğdu ve Rahmi Bey’in, Vehbi Amca ile beraber “holding” adında bir şey kurduğunu duyduk.

HACETTEPE - HELSİNKİ

Aradan yıllar geçti. Yüksek öğrenime Hacettepe’de başladım, Helsinki Üniversitesi’nden mezun oldum ve Finnair Hava Yolları’nda işe girdim. 10 yıl çalıştıktan sonra Finli bir arkadaşım ile Helsinki şehir merkezinde “Ismo Tours” adında bir seyahat acentası kurduk.

RAM DIŞ TİCARETTEN MİSAFİR

1990 yılı güzünde (biz Keçiörenliler sonbahara güz, doğum gününe de yaş günü deriz), Helsinki Havalimanı’ndaki işimden çıkıp yeni kurduğumuz acentaya gittiğimde, takım elbiseli yakışıklı bir bey beni bekliyordu:

                                     

“Merhaba, ben Koç Holding’e bağlı RAM Dış Ticaret Satış Müdürü Selçuk S. Büyükelçiliğimizden, Helsinki’de Türk firması olarak sizi söylediler” dedi. Biraz sohbet ettikten sonra, “Bağışlayın, benim iki saatliğine otele gitmem gerek. Akşam saat 21 gibi müsaitseniz otele gelebilir misiniz?” diye ekledi.


Ismo Tours Seyahat Acentası Helsinki 1996 Copyright © 2025 

TORNİ'DE TARÇINLI ÇÖREK

Selçuk Bey’in ani ayrılışına şaşırmıştım. Ama Keçiören’den mahalle komşumuzun kurduğu Koç şirketlerini çocukluğumdan beri tanıdığım için akşam Inter Continental Hotel’e gittim. Onu alıp yakındaki Hotel Torni'nin meşhur panoramik manzaralı kafesine götürdüm.

Selçuk Bey, Finlandiya pazarıyla ilgili çeşitli sorular sordu, yanındaki deftere notlar aldı ve bana RAM firmasının anahtarlığını hediye etti. Ben de ona sütlü kahve ve tarçınlı Fin çöreği ikram ettim. Ardından sordum:

“Niçin bizim ofisten aceleyle ayrıldınız? Büyük patron dediğiniz Rahmi Bey mi? Keşke o da gelseydi!

BÜYÜK PATRON KİM?

Selçuk Bey: “Bu ticari gezimizi kurucumuz Vehbi Beyefendi liderliğinde yapıyoruz. Otele gidip, Vehbi Bey akşam çayını içerken sizden aldığım bilgileri kendisine aktardım. Yatağa girmesine refakat ettim; o uyuyunca sizinle buluşmak üzere aşağıya indim” dedi.

Ben de gayri ihtiyari, “Peki Vehbi Bey ne dedi?” diye sordum. Aldığım cevabı hayatım boyunca unutamam: “Işıkları söndür de otel boşuna elektrik parası ödemesin!”

Selçuk beye Koçlarla Ankara'dan komşu olduğumuzu: çocukluğumda Vehbi ve Rahmi amcaları hatta küçük Mustafa'yı bile bağ evine girip çıkarken gördüğümü söyledim ve benden selam söylemesini rica ettim.

MECİDİYEKÖY RAM DIŞ TİCARET

RAM heyeti İstanbul’a döndükten sonra Selçuk Bey’den aldığım kısa mektupta, Helsinki’de tanıştığımıza memnun olduğunu ve Vehbi Bey’e selamımı ilettiğini yazmış ve eklemişti: Türkiye'ye geldiğinde haberim olsun!

Ertesi yıl İstanbul’a gittiğimde Selçuk Bey’i aradım ve Mecidiyeköy’deki şirketin ofisine gittim. Sağ olsun, bana RAM Dış Ticaret’i gezdirdi ve öğle yemeği ısmarladı.

                                 
                               Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

SETUR SEYAHAT ACENTASI

2000’li yılların başında Finnair Hava Yolları’nın Türkiye Müdürü olarak İstanbul’a tayin oldum. Bilet satışlarında Setur Seyahat Acentası Türkiye’nin ilk üç acentası arasında olduğu için sık sık Altunizade ofislerine satış ziyaretleri yaptım. Handan Berkay Hanım ve diğer yöneticilere Finnair uçak maketleri ve ünlü Fazer çikolataları ikram ettim.

                             

FİNLANDİYA FAHRİ KONSOLOSU 2006-2014

Rahmi Amca’nın oğlu Mustafa Koç, 2006’da Finlandiya Fahri Konsolosu olunca Finlandiya Bağımsızlık Günü vesilesiyle Divan Otelinde verdiği resepsiyona FİNNAİR Türkiye müdürü olarak beni de davet etti.

KIRK YIL EVVEL KOMŞUYDUK

Finlandiya'nın Türkiye Büyükelçisi Maria Serenius orada beni Mustafa ve eşi Caroline Koç ile tanıştırdı. Mustafa Bey’e, Ankara'dan komşu olduğumuzu: 60'lı yıllarda ben Gazino'daki Keçiören Ortaokuluna giderken onu Çoraklık’taki bağ evine girip çıkarken gördüğümü söyleyince elimi sımsıkı tuttu ve “Vay be İsmail Abi, demek biz kırk yıl önce komşuyduk. Memnun oldum, kartımı al, asistanımı ara, görüşelim” dedi.

Finlandiya Büyükelçisi Maria Serenis ve Mustafa Koç
Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

İSKENDER KAPTANA SELAM

Sonraki yıllarda Mustafa Bey ile yılda 2-3 kez görüştük. Her seferinde sıcak, samimi ve içtendi. Bir seferinde Ankara'da Finlandiya Büyükelçisinin davetinde Mustafa beye Holdingin pilotu İskender kaptanın Ihlamur Evlerinde bizim üst katımızda oturduğunu söyledim. O da bana: "İskender abiye selam söyle. Ismail abi, havayolu slotları ilgili veya senin özel bir işin olursa beni ara, haberim olsun" dedi.

MUSTAFA GRİP OLDU

Yanlış hatırlamıyorsam Fahri Konsolosluğunun son yılı olan 2013'te Finlandiya Bağımsızlık Günü resepsiyonunda onu her zamanki gibi konukları karşılarken göremeyince orada bulunan Caroline hanıma "Mustafa beyi göremedim" dedim. O da bana "Mustafa bey ağır bir grip geçiriyor ve evde dinleniyor. Bugün onu ben temsil ediyorum" demişti!

Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

ÇARESİZLİK, HÜZÜN VE İSYAN

Çoraklık Mahallesi’nden komşum Vehbi Amca’nın torunu, Rahmi Bey’in oğlu, benden dokuz yaş küçük kardeşim Mustafa’yı Ocak 2016’da kaybedince şok geçirdim. Çaresiz kaldım, derin bir hüzne boğuldum, isyan ettim. Ruhu şad olsun, Allah rahmet eylesin.

Bu vesileyle başta Rahmi beyamca olmak üzere Caroline hanım’a, kızlarına ve Mustafa’nın biraderleri Ali ve Ömer beylere tekrar başsağlığı diliyorum.

Bu eski komşuluk ve dostluk bağı, bu yazıyla tarihe bir anı olarak geçmiş oldu.

                      

MUSTAFA, SOHBETİMİZ YARIDA KALDI. YAKINDA GÖRÜŞMEK ÜZERE! 

Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

-

BİR OTOKOÇ MÜŞTERİ DENEYİMİ

19 yaşımda Helsinki Üniversitesi’ne gittiğimden beri 40 yıl Finlandiya ve İsveç’te yaşadım. 11 yıl Türkiye’de Finnair Müdürü olarak çalıştım. Emekli olduktan sonra çocuklarım ve torunlarımın yanına dönsem de ailece yılda iki kez Türkiye’ye tatile geliyoruz.

Her gelişimizde eski komşumuz ve dostumuz Otokoç’tan araç kiralarız. Hiç kimsenin Koçlarla, özellikle rahmetli Mustafa kardeşimle olan dostluğumuzdan haberi yoktu. Evvelki yıllarda Setur yöneticisi Handan hanım yardımcı olmuştu. Son beş yıldır ise bize mükemmel hizmet veren Avis Bölge Müdürü Vural Baş beye müteşekkiriz.



Monday, January 13, 2025

TATSIZ BİR SABİHA VAKASI

SAW Sabiha Gökçen Airport Copyright © 2022 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

Tatsız vaka 20 yıllık eski ve artık dar gelen terminal binasından 2024 yılında 40 milyon yolcunun geçtiği Sabiha Gökçen havalimanında oldu. Bir iş için birkaç günlüğüne İstanbul'a geldim ve geçen Cuma sabahı dönüş için uçuştan 3 saat evvel havalimanına vardım. Güvenlik, bilet, bagaj, pasaport işlemleri yaptırıp tekrar güvenlikten geçtim ve alışveriş için helva, tatlı, içki, sigara, parfüm vs satan mağazalara uğramadan iki saatte yani uçuştan bir saat evvel uçağın kalkacağı kapıya ulaşabildim.

YOLCU ALIMINA BAŞLANDI
Daracık ve gürültülü salona yaklaşık 200 yolcu toplanmıştı. İki genç Pegasus personeli uçağa önce yaşlıları ve çocuklu aileleri aldılar. Benim yanımda Finli ve İsveçli iki çift ile Bagdad ve Tebriz'den gelen üçer kişilik iki aile vardı. Biz acele edenler geçsin, kalabalık azalsın diye havayolunun yer hizmetleri personelinin hemen 1-2 metre yanında ayakta bekliyorduk.

 

Uçağa biniş kapısı Sabiha Airport Copyright © 2022 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

GATE-KAPI KAPANDI 12 YOLCU KALDI
Birdenbire yabancı bir kadın yolcu koşarak yanımıza geldi ve ingilizce "Uçağın kalkmasına 15 dakika var, beni alın please! diye bağırınca personel: "Maalesef son çağrıyı yapıldı ve yolcu alımını 1 dakika önce kapattık. Yarınki uçuş için kendinize yeni bilet satın almanız gerekiyor!" deyince kıyamet koptu!
Personel ağlayanlara, "Uçağın kalkmasına daha vakit var, uçağın kapısında dışarıda onlarca yolcu var, amirinizi arayın, bizi uçağa alın" diyenlere aldırmadılar. Bizimle göz göze gelmemeye çalışarak körüğün kapısını kapattılar; sessizce evraklarını, telefonlarını ve telsizlerini alıp kapıdan ayrıldılar.

PİLOTA EL KOL HAREKETLERİ İŞE YARAMADI
Uçağın karşısındaki kapıda umutsuzca bekleyen 12 kişiden birkaç yabancı yolcu "Pilot bizi camdan görüyordur, belki insafa gelir bizi uçağa alır!" diyerek terminalin camından uçağın pilotuna el kol hareketi yaptılar, ama nafile! Push-back traktörü kalkış saatinden 3 dakika evvel uçağı piste doğru geriye itekledi...

Birinci uçaktaki yerim 17F acaba boş mu kaldı?

SABİHA’DAN TÜRKİYE’YE GERİ GİRİŞ YAPTIK
Uçağa alınmayan yolcular alt kata inip gelen yolcular gibi önce önce pasaport sonra gümrük kuyruklarına girip Türkiye'ye giriş yaptık. Oradan yarınki uçağa yeni bilet almak için terminalin üst katındaki bilet satış ofisine gittik. Bagdad, Erbil, Tebriz'den gelip İsveç'e giden Transit yolcuların biletleri ücretsiz yarınki uçuşa değiştirildi. İsveçli çift (kişi başı 15 bin TL) yeni bilet satın aldılar.

KAPIDA 12 YOLCU, UÇAKTA 12 YER BOŞ KALDI
Ben ise "Bakın gençler, ben 40 yıl bu işi yaptım. Bazen 2-3 kişi gecikebilir, ama uçak kapıda bekleyen 12 kişiyi almadan kalkarsa, bir sorun var demektir. Kalabalık ve gürültüden anons duyulmadığı için personel yanlarında bekleyen yolculara yüksek sesle bir zahmet "Stockholm yolcusu kalmasın!" deseydi şimdi hepimiz uçakta olacaktık!" dedim. Nazik bilet satış memuru gülümsedi ve "Tamam abi, senin biletini yarın sabah uçağına değiştirdim. Borcun yok, ama otelini kendin ödersin!" dedi.

BU DA BANA KAPAK OLSUN!
Uzun havayolu kariyerimde sayısız uçağını kaçıran yolcu gördüm, ama ilk defa beni uçağa almadılar. Bu da bana kapak olsun! Pendik Viaport yakınında bir otelde kazık bir fiyata konakladım. Sabahn altısında kahvaltı yapmadan taksiyle Sabiha'ya gittim ve bilet bagaj işlemlerini tamamlayıp uçuşun kapısına ulaştım ve Boeing 737 tayyaresine bindim. Üzerine de bir bardak soğuk su içtim!


Arlanda Airport Foto Ismo Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdir

FINNAIR HAVA YOLLARI OLSAYDI
Hava yolları istasyon md görevindeyken, uçağı geciktirmemek şartıyla uçağın kapısına son 5-10 dakikada gelen yolcuları kabul ederdik. Ayrıca seyrek de olsa "Overbooking" yani koltuk sayısından fazla bilet satıldığında Finnair yetkilisi olarak uygun gördüğümüz yolculara durumu izah eder, nazik bir şekilde özür diler ve o günkü uçuştan gönüllü vazgeçenlere ertesi günkü uçuşa biniş kartı ve 400 Euro tazminat verirdik. Üstelik isteyen müşterinin otel ücretini de öderdik! 

Finnair check-in Atatürk Airport Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

TUHAF BİR VAKA
Bu olay pek tuhaf: Check-in yani bilet bagaj işlemini yaptırmış ve biniş kartı verilmiş 12 yolcu Sabiha havalimanında uçağın kapısına zamanında geliyorlar. Tıklım tıklım dolu uçuşun kapısında iki genç personel uçağa yolcu alımına başlıyor ve bu yolcular kalabalık geçsin diye personelin 1 metre yanında ayakta bekliyorlar.

Biniş kartı verilmiş 12 kişinin eksik olduğunu gören personel sessiz sedasız uçağa yolcu alımını uçuştan 15 dakika evvel sessiz sedasız kapatıyor, Ama yanlarında bekleyen 12 yolcuya bir zahmet "Stockholm yolcusu var mı? veya siz bu kapıda ne bekliyorsunuz?” diye sormuyor. Yolcular sorunca da onlara "Kapıyı 1 dakika evvel kapattık. Yarınki uçuş için yeni bilet satın alın!" deniyor! Şaka gibi ama gerçek!

FINNAIR ŞEFİ: ”EĞİTİM” DEDİ
Olayı anlattığım Finnair Helsinki Yolcu hizmetleri şefi:”Tabii ki kurallara uyulmalı, geciken 2-3 yolcu yüzünden uçak gecikmemeli, ama personelin inisiyatif kullanmayıp lakayıt davranışı yanlış.”Bizde bu gibi tatsız olaylar olmaması için personeli devamlı eğitiyoruz!” yorumunu yaptı.

Kırk yıllık deneyimimle iyi niyetli düşünerek bu tatsız olayın nedeninin ”Uçağa geç gelen yolcu yüzünden uçuş geciktirilmez” kuralı olduğunu düşünüyorum. Her havayolunda bu kural var. Ama personelin 12 kişinin gelmediğni farkedince hemen yanında bekleyen yolcuları ikaz etmesi gerekirdi. Ya yolcu hizmetleri personeline yeterli eğitim verilmemiş veya hizmet sektöründe çalışmaya uygun olmayan kişiler işe alınmış.


Uçağı kaçırmayan mutlu yolcularımız, Atatürk airport Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır
Uçağı kaçırmayan mutlu yolcularımız, Atatürk airport Copyright © 2025 All rights reserved- Tüm hakları saklıdır

UÇAK GECİKEN 2-3 YOLCUYU BEKLEMEZ, AMA
Hiçbir hava yolunun kapıda 10-15 yolcu beklerken ”Ne yapalım, bu yolcular yanımızda duruyorlar, ama anonsu duymamışlar!” gerekçesiyle 15 dakika evvel kapıyı kapatıp uçağı kaldırması kabul edilemez. Pegasus müşteri hizmetlerine binbir zorlukla ulaşıp başımdan geçen olayı anlattım. Bizim kurallarımız böyle, ama bize mesaj yazın, en erken 96 saat sonra size dönüş yapılır dediler!

Bu tatsız vakayı on yıl evvel THY anlaşmalar müdürü olduğu zaman kendisini Yeşilköy’de iki kez (Finnair md olarak) ziyaret edip görüştüğüm Güliz Öztürk hanımefendiye iletmeye çalışacağım. Bakalım ulaşabilecek miyim?

 

Sunday, November 10, 2024

FINNAIR HAVAYOLLARI 1980

Pixabay/ReneAdarin

Ekim ayında UC Kalifornia Üniversitesi San Francisco Berkeley kampüsündeki 6 haftalık Business English -İş İngilizcesi kursununu tamamlayıp Helsinki'ye dönünce şehir merkezinde Esplanadi'de Finnair bölge satış ofisinde satış temsilcisi olarak işe başladım. 

HELSINGIN PIIRI -HELSİNKİ SATIŞ OFİSİ

Emeklilik yaşına yaklaşan ve mizahi kimliğiyle tanınan efsane lakaplı müdürümüz Ossi Tuompo her pazartesi ve ayda bir pazarlama ve satış izleme toplantıları yapıyordu. On kişiden oluşan satış temsilcisi ekibimizdeki arkadaşlarımın çoğu bir zamanlar atletizm, basketbol ve tenis dallarında tanınmış Auli Lehtonen, Jukka Näräkkä, Kimmo Kannas gibi kırklı yaşlarda eski Finli sporculardı.

ÇEKOSLAVAKYA MÜDÜRÜ PRAG AIRPORT

Tam yeni işime alışmaya başlamıştım ki efsane müdürümüz Ossi beni odasına çağırdı. Heyecanla gittim ve karşısına oturdum. "Çekoslavakya müdürümüz Danny haftaya tatile çıkıyor. Senin havalimanı deneyimin var. Bir aylığına Prag'a gider misin?" şeklinde sürpriz bir teklif yaptı. Tabii ki maaş haricinde otelim ödenecek ve günlük görev yolluğu alacaktım! Kabul ettim ve bir ay boyunca şirketin Çekoslovakya bölge müdürü olarak görev yaptım.

Prag'a ilk gittiğim gün tatile çıkacak olan bölge müdürü Danny Tauno Pellinen beni Finnair'in oradaki personeli ile tanııştırdı; şirketin oradaki faaliyetlerini, günlük uçuşları, Prag Ruzyne airport havalimanı formaliteleri ve satış ile ilgili konuları anlattı ve ailesiyle Finlandiya'ya tatile gittiler. Danny'nin Çek yardımcısı beni aracıyla şehir ofisine götürüp işler hakkında bilgi verdi, çalışanları tanıttı ve akşam beni kalacağım Inter oteline bıraktı. Finnair'in şehir ofisi otele yürüme mesafesindeydi.

TURNOVER TIME - UÇAĞIN DÖNME SÜRESİ

Finnair'in Helsinki'den gelen uçuşundan iki saat evvel kala rezervasyon, yolcu ve kargo listelerini alıp ofis şefi bayan Vlasta ve ben otobüsle havaalanına gidiyorduk. Uçağın "geri dönüş süresi" 50 dakikaydı. Uçağın kapıya yanaşmasındandan sonra gelen yolcuların, bagajların ve kargonun uçaktan indirilmesi, uçağın ve tuvaletlerin boşaltılması, kaptanın talimatı kadar yakıt ikmali yapılıyordu. Kaptanın uçuş öncesi uçağı dışarıdan ve kokpitten kontrol etmesinden sonra boarding yani Helsinki yolcularının uçağa alınması, bagaj ve kargo yüklenmesi yapılıyordu. 

BOARDING -YOLCULAR UÇAĞA  BİNİYOR

Tüm işlemlerin tamamlanmasından sonra yolcu sayısı, bagaj ve kargo ağırlık balans hesaplarının kaptan tarafından imzalanmasından sonra uçağın kapısının kapatılması 50 dakika içinde yapılmalıydı! Bunu geçen her dakika rötar yani gecikme sayılıyor ve istasyon müdürü olarak benim rapor yazmam gerekiyordu.

Biz terminalde yolcuları uçağa almak için anons yaptırıken uçağın kaptanı uçağın dışını kanatlar, lastikler, motorlar ve sensörleri denetler, gözleri ve elleriyle kontrol ederdi. Boarding başlayabilir talimatını alınca alan personeli yolcuları uçağa alırdı. Havayolunun sorumlu istasyon müdürü sıfatıyla ben tüm işemleri denetleyip, evrakları imzalıyordum. Yolcu binişi, bagaj ve kargo yüklemesi bitince, hostesler yolcu sayımı yapıp uçağın kapısını kapatırlar ve o saat dakikasıyla uçuş harekat kayıtlarına yazılırdı. 

UÇAK TAKSİ YAPIYOR

Pilot hava kontrol kulesine radyo ile "Boarding is completed -Yolcu alımını tamamlanmıştır, kalkışa hazırız" diye bildirince kule pilota önce motorları çalıştırma izni, sonra da hareket edebilirsiniz izni verirdi ve pilot bize el sallayıp uçağı kalkmak üzere pist başına doğru taksi yapardı yani yerde pistin başına doğru 30 km hızla giderdi.

Bu arada yer hizmetleri personeli yolculardan topladıkları bilet kuponlarını, yolcu listelerini, bagaj ve kargo evraklarını bize teslim edince bizim işimiz bitmiş olurdu. Uçağın havaya kalkışını da izledikten sonra elimizdeki uçuşa ait evrakları alıp havalanı otobüsüyle veya Vlasta hanımın eşinin aracıyla şehir ofisine giderdik. Oradaki personel biletlerin ve kargo manifestolarının muhasebe işlemlerini yaparlardı.



Prag eski şehir. Pixabay/MartinKrchnacek


Vltava Nehri'nin kıyısında yer alan ülkenin şirin başkenti Prag'ın gezilecek başlıca turistik yerlerini bir ay içinde gezdim. Çeklerin övündükleri meşhur Brno şehrine gitme imkanım olmadı, ama onun yerine bir günlüğüne 
Tuna nehrinin üzerindeki köprüleriyle tanınan Bratislavayı gittim. 

HAYATIMIN EN KORKULU İNİŞİ

Çek Havayollarının rus yapısı ilkel görünüşlü dört pervaneli Ilyushin-18 tarifeli uçağı Bratislava'ya inişte yoğun sisli havada alçalarak yarım saat tur attı, iki başarısız iniş girişiminden sonra kaptan çek dilinde son bir defa daha deneyip pisti göremezse yakındaki Viyana'ya inmeyi deneyeceğini anons etti. Üçüncü seferde zorla pisti bulup sert bir iniş yapabildi, ama tüm yolcuların korkudan benzi atmıştı!

ÖNCE ALMAN SONRA RUS İŞGALİ

Çekoslavakya Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun yenilmesinin ardından 1918'de bugünkü Çek ve Sovakya toprakları üzerinde kuruldu. Alman ordusu ülkeyi 1939'da 2. Dünya savaşı başlamadan işgal etti. Savaştan sonra  müttefik devletler 1945'te ülkeyi Rusya'nın başını çektiği Doğu Blokuna kattılar. 

1968 Ocak ayında iktidara gelen Alexander Dubcek tarihte "Prag Baharı" diye anılan ve ülkeyi liberalleştirme çabaları Sovyet ve Varşova Paktı ordularının tanklarla başkent Prag'a girip ülkeyi işgal etmesiyle sonuçlandı. 

BARIŞCIL KADİFE DEVRİMİ 

Kan akıtmadan yapılan "Kadife Devrim" sonucunda komünist Rus yandaşı yönetim düşürülüp 1990 başında muhalif oyun yazarı Vaclav Havel ülkede 40 yıl sonra ilk kez 1990'da yapılan seçimlerde cumhurbaşkanı oldu. Çekoslavakya, ülkeyi oluşturan Çek ve Slovak halklarının aralarında anlaşması sonucu barışçıl bir şekilde dağılarak 1.1.1993'de Çekya ve Solvakya olarak iki ayrı devlet olarak bölündü.

HAFTASONLARI ALMAN TURİST DOLU

Çek halkını pek kibar ve dost canlısı insanlar olarak tanıdım. Sanki komşuları Macarlara ve Polonyalılara benziyorlar. Gençler iyi ingilizce konuşuyorlar. Hafta sonu batı komşuları Almanya'dan binlerce Alman turist tarihi Prag'ı ziyarete geliyordu. Ancak şehir hafta içinde oldukça sakin ve sessizdi.

Friday, January 20, 2023

DÜNYA FANİ HATIRA BAKİ

Kaynak: Wikipedia

O sole mio -Güneşim benim! Şarkı sözlerini 1898’de İtalya’nın Napoli şehrinde Giovanni (Covani) adında bir genç, yavuklusuna yazmış. Sonra şiir bestelenince tüm dünyada meşhur olmuş!

Dünyanın gelmiş geçmiş en tanınmış nefesine sahip ses sanatçıları “Üç tenorlar” olarak anılan iki İspanyol Jose Carreras, Placido Domingo ve İtalyan Luciano Pavarotti üçlüsüdür.

O şişman Pavarotti amca 2000’lerin başında Amsterdam havalimanı bekleme salonunda geldi karşıma oturdu! Hemen yanına gelip, “Efendim uçağınız kalkana dek yandaki Vip salona geçebilirsiniz!” diyen havayolu personeline “Grazie, no-Teşekkür, gerek yok!” dedi ve yarım saat karşımda oturup Tommiks-Teksas türünden bir kovboy çizgi romanı okudu. 

Benim onu izlediğimi farkedince bana doğru şöyle bir bakıp gülümsedi. Milano uçuşu anons edilince de ayağa kalktı, elini bana doğru kaldırıp “Ciao-Çav” dedi ve uçağın kapısına gitti…

Luçano Pavarotti birkaç yıl sonra 2007’de pankreas hastalığından öldü. Dünya fani (ölümlü) hatıralar baki (kalıcı)!

Gelmiş geçmiş en büyük tenorlar Carreras, Domingo ve Pavarotti

Copyright©2022 All rights reserved –Tüm hakları saklıdır 

FİNLANDİYA, İSVEÇ 1995 AB ve 2022 NATO

İsveç ve Finlandiya bayrakları

 Son günlerde lise ve üniversiteden farklı görüşlere sahip birkaç okul arkadaşlarım bana yazıyorlar: “Finlandiya ve İsveç, Batının kışkırtmasıyla Nato’ya girmek için başvuru yaparak doğudaki büyük komşularının liderini kızdırıyorlar. Ayrıca bu ülkeler sakıncalı örgütlere destek veriyorlar. Bundan dolayı biz de bu ülkelerin NATO’ya girmelerine engel oluruz işte!”

CAN KORKUSUNU ÇEKEN ANLAR

Rahmetli Yaşarkemalin dediği gibi Rumca politika Arapça siyasete girmeden (bence) buradaki gerçek şu:
2. Dünya savaşından beri tarafsız kalmayı seçen Finlandiya ve İsveç halkları, Ukrayna savaşında işgalcinin sivil halka, kadınlara ve çocuklara yaptığı korkunç vahşeti izleyince (Rusçu-Russever küçük bir azınlık dışında) 6 ayda görüşlerini değiştirdiler ve Mayıs ayında Nato'nun koruma kalkanı altına girme kararı aldılar.

Üç demirci heykeli, Helsinki Copyright©2022 All rights reserved–Tüm hakları saklıdır

Daha geçen yılbaşına kadar Nato'yu akıllarından dahi geçirmeyen Finlandiya halkının %76'sı Nisan ayında Nato'ya evet dedi. İsveçte ise bu oran %60'ın üstünde. Pekiyi neden? Medyada bazı işgalci askerlerin Ukrayna'da sivil halka yaptığı vahşeti görünce “hayatlarını, ailelerini ve herşeylerini yitirme korkusundan!” Bunu ancak can korkusu çeken anlayabilir. Bu bizim "Ateş düştüğü yeri yakar" atasözümüze uyuyor!

FİNLANDİYA VE ISVEÇ'İN GÖÇMENLERİ SEÇME HAKKI YOK

Nüfusunun beşyüzbini yabancı ülke doğumlu olan 5,5M nüfuslu Finlandiya Cumhuriyeti, -sade bir vatandaş olarak bildiğim kadarıyla- sözügeçen örgütleri desteklemiyor, Finlandiya yasaları ve güvenlik güçleri halkın demokratik haklarını kısıtlamıyor, ama terör vs amaçlı örgütlere de izin yok. Ama ara sıra korsan gösteriler yapılıyor ve kolluk kuvvetleri gelene kadar gösteri yapan gruplar bayrak, resim vs açıp çektikleri resimleri dağıtabiliyorlar. Ara sıra örgüt sempatizanı Finlandiyalı vekil de çıkabiliyor.

İsveç ise Avrupa'da en çok göçmen alan ülkelerden biri. İsveç Krallığında 8M İsveçlinin yanında 2,5M da çoğunluğu Arap, Afgan, Kürt ve Afrikalı göçmen var, yani toplam kozmopolit nüfus 10,5 milyon kişi.

Türkiye'nin Ege sahillerinden Yunan adaları yoluyla Kuzey Avrupa ülkelerine iltica edenlerin çoğunluğu pasaportu, kimliği olmayan, dil bilmeyen eğitimsiz genç erkekler. Kadın ve aile pek az. Aralarında her türlü insan bulunabilir. Bunların asayişi kolay değil. İsveç'te yasalar Finlandiya ve Almanya'daki gibi sıkı değil, pek gevşek. Isveç'te Irak, Suriye ve Türkiye'den gelmiş olan etnik gruplar ve dernekleri güçlü. Parlamentoda Süryani ve Kürt milletvekilleri var. Bir iki milletvekilinin İsveç devletinin resmi olarak terör örgütü saydığı gruplarla görüştüklerini ve onların sempatizanları olduklarını duyuyoruz.

Dileriz ki Finlandiya ve İsveç devlet temsilcileri Türk meslektaşları ile bir masaya oturup muhtemel eksikler ve hatalar konuşarak düzeltilir ve bu iki ülkenin Nato üyeliği konusunda ortak bir anlaşmaya varılır. 

Odenplan, Stocholm Copyright©2022 All rights reserved–Tüm hakları saklıdır
 

KANADA, ABD VE AVUSTRALYA TAHSİLLİ AİLELİ GÖÇMENLERİ SEÇİYORLAR

Son 10 yıldır Avrupa'ya gelen göçmenlerin büyük bir kısmı Türkiye üzerinden geliyor. Göçmenlerin şişme botla 1-2 saatte gidemediği Kanada, ABD ve Avustralya gibi okyanus ötesi uzak ülkelerin Göçmen İdaresi kurumlarının yetkilileri Birleşmiş Milletlerin Mülteci Örgütü UNHCR'nin Türkiye ofisine kaydını yaptırmış çoğu Suriye, Irak ve Afganistan orijinli doktor, mühendis, hemşire, öğretmen gibi meslek sahibi, tahsilli ve ailesi olan sınırlı sayıdaki birkaç bin kişiyi seçip uçakla ülkelerine götürüyorlar. Kısacası bu üç ülkeye kabul edilen seçilmiş göçmenlerin profili pek yüksek; az çok ingilizce biliyorlar ve gittikleri ülkelere kısa zamanda uyum sağlayıp işe giriyorlar ve ekonomiye katkı sağlıyorlar. Bunların çocukları ise bir yılda dil öğreniyor.

SAVAŞ KORKUSU

Son yüzyılda defalarca doğu sınırındaki komşusunun saldırdığı ve vatanını savunmak zorunda kalan gururlu Fin halkı, her gün uydu resimlerinden "Acaba 1340 km uzuluğundaki sınırımıza askeri teçhizat yığdılar mı?" diye endişeyle bakıyor. ”Büyük komşunun başkanı, dışişleri bakanı ve meşhur bayan sözcüsü sağ elinin başparmağını sallayıp: “Ukrayna’ya bakın ve ders alın” diye misillemeyle tehdit edince korku derinleşti. Kısacası halk korkuyla yatıp kalkıyor.

İsveç tarih kitaplarının yazdığına göre 1809'dan sonra savaşmamış, vatan savunması yapmamış, şehitleri gazileri olmayan tuzu kuru bir Kuzey Avrupa ülkesi. İsveçliler "nasıl olsa Rusya ile aramızda Finlandiya tampon bölgesi var" diye düşünüyor olabilirler.

USAF Amerikan Hava Kuvvetleri Boeing KC-135 uçağı Finlandiya semalarında. Screenshot from www.flightradar24.com

FİNLANDİYA-İSVEÇ 1995 AVRUPA BİRLİĞİ VE 2022 NATO

Finlandiya ve İsveç 1.1.1995 tarihinde EU European Union-Avrupa Birliğine katılmışlardı. Şimdi de bugün 18.5.2022'te beraberce Nato'ya başvurularını yaptılar. Finlandiya ve İsveç hükümetleri Nato'nun 70 yıllık önemli üyesi Türkiye ile konuşarak anlaşacaklarını, destek alacaklarını; ileride müttefik olacaklarını umuyorlar. Hayırlısı olsun!

Not: Finlandiya ve İsveç'in Türkiye ile ilgili iç ve dış politikaları konusunda güncelleme ve düzeltme yapmak veya kendi düşüncelerini eklemek isteyen okurlarım: ekimismo@gmail.com adresine email yollayabilirler.

18 MAYIS 2022 Copyright © 2022 All rights reserved – Tüm hakları saklıdır

 

Thursday, November 3, 2022

 AVRUPA’DA GURBETÇİ OLMAK

Halk müziği sanatçısı Akın Kemal beyin izniyle Copyright © 2021 Akin Kemal

 ALMANCI - GURBETÇİ

Çarşambayı sel aldı, Tokat'ın yolları, Boyabat'ın gızları, Taşköprü'nün sarımsağı derken Berlin'de Türklerin söylediği bu güzel “Ordunun dereleri” türküsüne rastgeldim. Eskiden Almancı, şimdilerde Gurbetçi diye anılan Avrupa'daki 3-5 milyon Türkün işi kolay değil vesselam. Kırk yıllık deneyimimle şu kişisel analizi yapabilirim:

AVRUPA'DA GURBETÇİ ANALİZİ

  • 1. nesil 50-60 yıl evvel Anadolu'dan Almanya ve komşu Avrupa ülkelerine ”gastarbeiter” -misafir işçi olarak gelmiş yaşlı emekliler vatan özlemi çekerler ama büyük çoğunluğu kesin dönüş yapmaz ve çoğu eceli gelince evlatlarının ve torunlarının yaşadığı Avrupa'da defnedilirler. 
  • 2. nesil ilk gelenlerin evlatlarıdır ve ortada kalmış bir jenerasyon gibidir. Evde Türk terbiyesi almışlar ama Alman/Hollanda/İsveç/Finlandiya okulunda okumuşlardır ve yabancı işyerlerinde çalışırlar. Genellikle kendi köylerinden, mahallelerinden ve bazıları da uzak akrabalarıyla evlenip Türkiye'den gelin ve damat getirmişlerdir Avrupa'ya. Çoğu geleneklerine bağlıdır. Anne-babalarından daha iyi dil bilirler ve rahat iş bulabilirler veya işyeri kurabilirler. Karı koca çalışan bazı genç aileler %15 para biriktirip %85 bankadan düşük faizle (yıllık %4.5) 30 yıllık kredi çekip ev alıyorlar ve kira yerine bankaya krediyi ödüyorlar.
  • 3. nesil gurbetçilerin bir kısmı son yıllarda görüşlerine göre A’cı ve B’ci hatta C'ci olarak bölünmüşler. Bazıları Avrupalı gibi yaşıyor, çoğu yüksek tahsil almış, öğretmen, polis, mühendis, avukat ve doktor gibi mesleklerde çalışıyor. Bir kısmı da Avrupa'da Avrupalılardan ayrı bir hayat yaşıyor, dedelerinin memleketini özlüyor, ama ekonomik şartlardan dolayı burada kalmayı tercih ediyorlar (İsveç, Eylül 2022: en düşük maaş 1700€, öğretmen/polis 2500€, küçük esnaf 3000-8000€, benzin 2€, tereyağı 8€/kg, enflasyon %8).
  • Bu 3. nesil grubunda el emeği ve beceri isteyen esnaf ve ticaretle uğraşan gurbetçi iş insanlarının sayısı yıldan yıla artıyor. Almanlar, İsveçliler ve Finliler gibi VW, Toyota değil de Audi ve BMW markalı araçların büyük modellerine sahipler…

MEMLEKET ALMANYA, VATAN TÜRKİYE

Herhalukarda ben 1.nesil göçmen olarak doğduğum ve çocukluğumu yaşadığım vatanımı özlüyorum. Yıllarca önce uçakta yanımda oturan yolcuya "Hemşerim yolculuk nereye?" diye sorduğumda aldığım cevap hep aklımda: "Hemşerim ben memleketten (Almanya'dan) vatana (Türkiye'ye) gidiyom!"

VATANA SELAMLAR

Gurbetçi evladı olan sokak şarkıcısı Akın ve ona katılan gür sesli Berlinli Kenan'ı dinleyince tüylerim diken diken oldu, gözlerim yaşla doldu. Vatana selamlar!


Berlin'de sokak müziği: SÖYLEYİN MEMLEKETTEN BİR HABER Mİ VAR? https://m.youtube.com/watch?v=QZxOK4cZaXE